Viyana Üniversitesi'ne Hoşgeldiniz

Avrupa'da üniversite'ye gitmeyi düşünen öğrenci ve velilerinin aşağıdaki metni sonuna kadar okumalarını öneririz. Metnin amacı öğrenci adayının sağlıklı karar alabilmesi için gerekli olan nesnel bilgi zeminini oluşturmaktır.

İstatistiksel olarak Avusturya'ya okumak için giden öğrencilerin yaklaşık %80'si (bes ögrenciden dördü) ilk 2-3 yıl içerisinde geri dönüyor, dönmek zorunda kalıyor. Türkiye'de tekrar üniversite sınavına hazırlanarak en baştan başlama zorunluğu icerisinde, önemli yıllarını kaybetmiş olarak.
Bu olumsuz durumun aşağıda özetlemeye çalıştığımız degisik sebepleri var. Türkiye'den giden ögrencilerin büyük yüzdesinin okuyamamasının sebepleri, öncelikle egitim sistemi, yasal zorunluklar ve sosyal hayattan kaynaklanan sebeplerdir. (Almanya, Polonya, Macaristan ve Slovakya gibi Avrupa ülkelerinde de durum çok benzerdir)
Tespitlerimizi birebir aktarmak gerekirse öğrencilerin başarısız olup Türkiye'ye geri dönmesini gerektiren (ve çoğu öğrenciden kaynaklanmayan) nedenleri aşağıda ana başlıklar altında bulacaksınız.

Egitim sisteminden kaynaklanan yapısal sorunsallar 1

Avrupa üniversiteleri AB yasalarına göre diger AB ülke ögrencilerini kontenjansız kabul etmek zorunda olduklarından üniversitelere son yıllarda kapasitelerinin üstünde öğrenci devam ediyor. Özellikle bazı bölümlerin derslik ve laboratavuarlarinda yer bulamamak veya beklemek, anfinin merdivenlerden ders dinlemek malesef olağan hale geldi...Üniversite bütçelerinin yıllardır ciddi anlamda arttırılmamış olması bu sorunu daha da büyütüyor.
Eğitim kalitesinin azalması ve öğrenci başına düşen öğretim görevlisinin oranı uluslararası derecelendirmelerde (ranking) Avusturya devlet üniversitelerinin giderek alt sıralara düşmesinin nedenlerinden biridir. Daha önceleri en iyi üniversite sıralamalarında ilk 100 de mutlaka 2-3 tane üniversitesi olan Avusturya 2012 ve 2013 yıllarında bir tane bile ilk 150'ye giren üniversiteye sahip değildir. Uzmanlar bundan sonra da bu düşüşün devam edeceğini öngörüyorlar.

Kaynaklar:

Egitim sisteminden kaynaklanan yapısal sorunsallar 2 :

Üniversitelerde müfredat dahilinde alınan dersler türk eğitim sisteminin alışık olmadığı şekilde fazlasıyla ögrencinin insiyatifine bırakılmış durumdadır, neredeyse her derse ayrı kayıt zorunluğu vardır ve bu kayıtlar tamamen öğrencinin sorumluğundadır.

[Bu uygulamayı örneklemek gerekirse; 10 derse kaydolan ama bir dikkatsizlik sonucu bir derse kaydolmayı unutan ve dolayısıyla o dersten 'karne' alamayan bir öğrenci - birçok ders yılda bir kez verildiğinden - öğrenim süresini belki 1 hatta 2 dönem otomatikman uzatır. (Dikkatsizlikten kasıt: Bir dersin kayıtları dönem başı belirli bir gün örneğin saat 12.00 de sadece internetten yapılabilir biçimde online olarak açılıyor. Bazı temel ve zorunlu derslerin kayıtları yarım saat içinde dolmuş oluyor. Yani 12.30 da internet üzerinden kayit işlemi yapılmaya çalışıldığında o dersin kontenjanı dolmuş olabiliyor ve öğrenci açıkta kalıyor/ yada zaman zaman dogrudan dersin kontenjanı yetersiz olduğu icin derse hiç kaydolamıyor)]

Egitim sisteminden kaynaklanan yapısal sorunsallar 3:

Üniversitelerde derslerin alışıldık biçimde sabahtan ögleye kadar degil de; bazıların sabah saat 7 gibi çok erken saatlerde bazıların ise aynı gün öğleden sonra olması durumunun pratikte eğitimin ilerleyişi açısından - sürpriz bir şekilde - olması gerektiğinden ziyade sorunlu bir durum olduğunu saptanmıştır. Arada 4-5 ve daha fazla saat boşluk olan dersler cok fazladır. Bu durumun öğrenciyi bazı dersleri 'asmaya' fazlasıyla teşvik ettiği gözlenmiştir.
Bunun dışında ders planlarından kaynaklanan nedenlerde bazı derslerin çakışması ve bir ders tercih edilirse diğerine girememe gibi bir durumun yaşandığı da olağandır.

Yabancı dil sorunsalı:

Yabancı dilde her ne kadar hazırlık okunsa da Türkçe olarak bile anlamakta zorluk çekecekleri dersleri yabancı dilde görmekte cidden zorlandıklarını ifade etmektedir birçok öğrenci. Hazırlıkta öğrenilen yabancı dilden farklı olarak, dersi veren öğretim görevlisinin aynı dili şiveli konusması ise bunun yanısıra başka bir problemdir.

Yeterli iletişimin oluşamadığı bir ortamda optimal bir öğrenimden sözedilememektedir. Almanca, lehçe (polonyaca), macarca... bunlar ögrenilmesi ve konuşulması görece zor dillerdir. Örneğin Polonya'da ingilizce olarak okumaya gittiğini düşünen birçok öğrenci bölümlerinin ilerleyen aşamalarında (öğrenilmesi çok zor bir dil olan) lehçe ders veya stajların olduğunu, ayrıca günlük yaşamda ingilizceyle kısıtlı anlaşabildiklerini ve çok değişik zorluklar yaşadıklarını bildirmiş ve çoğunluğu geri dönmek zorunda kalmıştır.

Önkoşul sorunsalı 1

Üniversitelerde belirli bir süredir (Güz 2012 sömestresinden beri) daha önce olmayan, elemeye dönük bir 'giriş süreci' uygulanıyor. Öğrenci adayı görünürde koşulsuz ve çok zorlamadan üniversiteye kabul ediliyor, hazırlıktan sonra bölüme başlıyor... başlar başlamaz yani ilk dönem bölümüne göre 2 ila 9 dersten (istisnasız hepsinden) geçmesi isteniyor (uygulamanın adı: STEOP-süreci). Eger bir tane dersten bile kalırsa o dersi gelecek dönem vermeden başka ders alıp bölümde ilerleyemiyor.

Bu sözkonusu giriş dersleri ilgili bölümün belkemiği sayılabilecek ana/temel derslerden oluşuyor. Bunun dışında bu derslerin bir tanesinden bile 2 (veya bazı üniversitelerde 3) kez kalındığında - o bölüme uygun olmadığınız düşünülerek - ilişiğiniz kesiliyor üniversiteyle.
O bölümü Avusturya'da artık okuyamıyorsunuz.(Yabancı bir öğrencinin bölüm değiştirme imkanı da olmadığından eğitim hayatı geri dönüşsüz sonlanmış oluyor).
Ayrıca Almanya'da daha sonraki sürecte de (tüm dersler icin, bölüm bitene kadar) gecerli olmak kaydıyla 2 kez kalma durumu yaşandığında bölümle ilişiği kesilir öğrencinin. Bundan dolayı sık sık rastlanır üniversiteden 1.,2.,3. hatta 4.sınıfta okuldan atılan türk öğrencilere.

Önkoşul sorunsalı 2

Üniversitelerde birçok bölüme giriş sınavları getirildi. Örneğin tıp, dişçilik, basın-yayın, psikoloji, işletme, eczacılık, iktisat, biyoloji gibi bir dizi bölüm için gelen sınavlara ek olarak yakın zamanda mimarlık, bilgisayar mühendisliği, siyasal bilimler gibi bölümler için ve orta vadede yaygın olarak tüm bölümler için uygulanacak giriş sınavlarının yanısıra mülakatlar getirilmesi öngörülüyor.

Bu kararlar ne yazıkki geriye dönük olarak ta islemektedir; 2012 yılında işletmeden kabul alarak gelmis olan bir ögrenci 2013 yılı itibariyle Almanca hazırlığı bitirmiş olarak bu sınava katılmak zorundadır: Öğrencinin geçen yıl (sözkonusu yasa çıkmadan önce) akseptans almış olması onu bu sınavdan muaf tutmamaktadır. Üniversitelerde 'kazanılmış hak' kavramı ve uygulaması yoktur. Bundan sonra gelecek sınavlarda da olmayacaktır. Özetlemek gerekirse: Almanca gibi zor bir dilde, yabancı bir ortamda, kısa bir hazırlık sürecinin sonunda, ana dili Almanca olan öğrencilerle - kısıtlı olan bir kontenjanda yer alabilmek için - yarışarak giriş sınavlarını gecmeye çalışmaktır sözkonusu olan.

Dönem kaybı sorunsalı

Universitelere yapılan başvuruların sonuçlanması yaklaşık 2-3 ay ve elde edilen üniversite akseptansı ile ardından başlatılabilen vize süreci de 3-4 ay sürdügünden öğrenci adayının işlemlere başlaması ile Avusturya'ya (veya Almanya'ya) gitmesi arasında toplam asgari 5-6 ay geçmektedir. Bu dönem kaybı sistemsel bir sorun olup, kısaltılması mümkün değildir.

Belirsizlik sorunsalı

Daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi yeni çıkacak üniversite yasaları ve uygulamaları geriye dönük olarak ta işlemektedir: Örneğin bu yıl bazı bölümlere gelen sınav önkosulları gecen yıllarda Avrupa'ya gelmiş ama henüz yabancı dil hazırlığı yeni bitirmiş veya bitirecek istisnasız tüm yabancı öğrencileri de kapsamaktadır. Veya gecen yıl iki katına çıkarılan harçların gene eski-yeni herkese uygulanması gibi. (Gelecek dönemler de bu harç tutarı daha da fazla artarsa bu eskiden universiteye girmiş olan ögrencileri de kuşkusuz etkileyecektir) Bazı konularda yeniden yapılanma sürecinde olan üniversiteler bu 'çalkantılı' zaman diliminde gerek önsınavlar gerekse harçlar konusunda yeni kararlar alması bekleniyor. Türkiye'den gelmiş-gelecek olan öğrencileri de bizzat ilgilendiren, tartışılan ve henüz sonuçlanmamış çok sayıda değişik konu olduğundan, ucu açık bir belirsizlik faktörü egemendir.

Konaklama sorunsalı

Avrupa'da (Türkiye'deki gibi) 'yurtkur' benzeri bir kurum bulunmadığından, özel yurtlar da çeşitli nedenlerle sayıca az olduğundan öğrencilerin kalabileceği bakımlı yurtların sayısı, talepe göre, kısıtlı ve yetersizdir. Bundan dolayı duşu ve/veya mutfağı ortak (yani 15-20 kişiyle paylaşılan) yurtlarda kalma zorunlugu sık sık doğmaktadır.
Bu yurtlarda bile başvuru sonrası genellikle 7-12 ay bekleme zorunluğu bulunmaktadır. Kurumumuzca çeşitli zamanlarda yapılan anketlerde gelmiş öğrencilerin konaklamayı daha sonralarıda bir sorun olarak algıladıkları ortaya çıkmştır.

Yaşam standartı sorunsalı

Almanya ve Avusturya'da yaşam standartı oldukça yüksek olup suç oranları düşüktür. Aynı şeyi Polonya, Macaristan, Slovakya gibi ülkeler için söylemek malesef mümkün değildir. Bu ülkelerde (özellikle küçük üniversite kentlerinde) yaşam standartı öğrencinin genelde alışık olduğu standartların altında ve - gelir seviyesinin düşük olmasından kaynaklanan nedenlerle - gasp, yaralama vb.agresif kapsamında değerlendirilebilecek suçların oranları malesef oldukça yüksektir. (Ayrıntılar Avrupa ayrıntılı suç oranları almanaklarından incelenebilir)

Yabancılık sorunsalı

Bu noktayı açıklarken yenigelen öğrencilere yapılagelen genel bir uyarıyı paylaşmak gerekebilir: 'Bazı başka ülkelerde de olabileceği gibi bu yeni geldiğiniz ülkede de yabancıları, özellikle dogu ülkelerinden gelen insanları, sevmeyen kişiler ve gruplar olabilir.
Bu kişi vizenizi uzatmak için görüşmek zorunda kalacağınız dosyanıza bakan memur da olabilir, universitedeki hocanız da. Psiko-sosyal açıdan rahatsız edici ve kendi ülkenizde pek görmeye alışık olmadığınız, göremeyeceginiz kimi tatsız tavırlara, kırıcı ve soğuk olarak algılayabileceğiniz tepkilere alışmanız ve katlanmanız gerekebilir.

Kişisel yaşama dair sorunsallar

Özellikle ilk defa evden ayrılan öğrenci adaylarının bizzat yapmak zorunda kaldıkları günlük rutin işler (alışveriş, temizlik, ev işleri, vb.), yabancı bir ülkede yaşamanın beraberinde getirdikleri zorluklarla (her yıl vize uzatmak, sigorta işlemleri, ödeme takipleri, vb.) birleşince, eğitime odaklanmalarında zaman zaman sorun yaşadıkları gözlenmiştir.

Bütün bu anlatılanlardan-ki bu sebepler hiç kuşkusuz daha da arttırılabilir -çıkarılabilecek sonuç sudur:

Eğer öğrenci adayı başarılı bir lise hayatı geçirip, üniversite sınavında da kaliteli bir universiteye yerleştiyse, ortalama üstü çalışkan ve disiplinliyse, konsantrasyonu kolayca bozulmayan/hedeflerini gözden kaçırmayan/zorluklarla uzun soluklu mücadele edebilen bir yapısı varsa ve eğitim hayatı boyunca finansal giderleri eksiksiz karşılanacaksa...işte ancak o zaman Avrupa'da eğitim hayatına başlama veya devam etme sürecine girmelidir.
Bu önkoşullar çerçevesinde başarılı olma ihtimali yüksektir!
Ama eğer bu sayılan özelliklerin bir veya birkaç tanesi eksikse yüksek öğrenim planını Türkiye'de gerçekleştirme seçeneği ciddi anlamda düşünülmelidir. İyi niyet, heyecan, tutku, 'çok istiyor olmak' ın bile çok bir anlamı olmayabileceğini son 12 yılda binlerce öğrenciyi yakından tanıyarak ve gözlemleyerek saptadık. Eğer yukarıda sayılan diğer şartların herhangi birinde bir eksiklik varsa, başarılı olamayacağını varsaymalı öğrenci adayı... Şu hep göz önünde tutulmalıdır: Sayılan önkoşullara ve aranan niteliklere sahip olmayan ve gelipte dönen o yaklaşık % 80 de (binlerce öğrenci) bu sayılan duygu ve düşünceler içersindeydi.

Kurumumuzun herhangi bir maddi kazanç amacı bulunmadığından net ve nesnel bilgiler verebiliyoruz, ki sağlıklı ve gerçekci bir değerlendirme yapabilesiniz. Öğrenci adayının, gözboyayıcı reklamlardan ve tek yönlü bilgi kaynaklarından alacağı salt heyecan temelli motivasyon ile Avusturya'da bırakın üniversiteyi bitirmeyi, hazırlığı bile zor atlayacağı rahatlıkla söylenebilir.

Tüm bunlar öğrenci adaylarının moralini bozmak ve motivasyonunu kırmak için kaleme alınmamıştır; sadece görülen lüzüm üzerine durumu açıklığa kavuşturma ve gerekli uyarıları yapma zorunluğu duyduk.

Umarız bu anlattıklarımız, hayatınızın bu önemli dönüm noktasında, daha isabetli ve sağlıklı bir karar vermenizi sağlar!

İyi günler dileriz,
Avusturya Üniversiteleri Bilgilendirme Merkezi